Sözlükte "bütün" ne demek?

1. Eksiksiz, tam; ufaklık olmayan (para).
2. Parçalanmamış; olanca.
3. Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi, tümü; birlik, tamlıkbütün

Cümle içinde kullanımı

Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder.
- O. V. Kanık

Bütün kelimesinin ingilizcesi

adj. whole, entire, complete, total, all, every, solid, undivided, gross, all out, aggregate, clear, out and out, round, sheer, unbroken, utter
adv. one and only
n. the whole, the total, entire, gross, totality, complement

Bütün nedir? (Felsefe)

Nitelikleri özdeş ya da farklı parçalardan(öğelerden, sistem parçacıklarından) oluşan küme. Bu parçalar bağlanıldık içinde bir sistem oluştururlar ve bu sistemin her bir parçası gerek biçim, gerekse işlev yönünden birbirlerine bağımlıdırlar. Bu bakımdan «bütün», bir bağıntı terimidir ve ancak kendisiyle bağıntılı «parçasıyla birlikte düşünülürse bir anlam taşır.

Bütün, gerçi parçalardan oluşur ama, bütünün durumu, davranışı göz önünde tutulduğunda, onun, parçalarının toplamına indirgenemeyeceği görülür. Demek ki bütün, parçalarına karşı nitelikçe farklı ve kendine özgü yasal düzenlilikler gösterir. Örneğin, toplumsal sınıflar bireylerden oluşur ancak böyledir diye, bir bütün oluşturan bir sınıfın durumunu, davranışını bireylerin davranışlarına indirgeyemeyiz. Demek ki bütün, parçalarının toplamından daha fazla bir şeydir ve bu «daha fazla», parçaların karşılıklı etkileşimiyle ortaya çıkan bir şeydir ve birbirinden yalıtılmış, tek tek parçaların toplamının ortaya koyduğundan nitelikçe daha yüksek düzeyde bir üründür.